Kamışçık Köyü
  Arkeoloji
 

Maykop Yazıtı 
M.Ö. XIII- XII. yy’a aittir.

 

1960 yılında Maykop’a iki kilometre mesafede aзık gri renkli yerel kuvarstan yaklaşık 220 cm2 büyüklüğündeki, derin çizgilerle, birbirine eşit olmayan yedi kısma ayrılmıştı. Orta bölmeye bir şehir veya kale planı yerleştirilmişti. Bu ilginç kitabe tesadüfen bulundu.Birçok çözümleme girişimi sonuçsuz kaldı. Yazıt nihayet Prof. Georgiu TOURÇANİNOV tarafından okundu. Yazıt, Karadeniz’in doğu sahillerinin yerleşik halkı olan ve tarihi, efsanevi Kolkhi’ye uzanan Abhazca ile yazılmıştı.



Kitabenin metni;

Bu (şehir veya kale) büyük bir krala aittir. Kralımız Mrn’a. A/y/a şehri (onun) mülkiyetindedir. Kral onu yirmi bir yılının (Mrn’nın hükümdarlığının) ekim aylarında Dağlar ülkesine sınır olarak inşa etti.



Gümüş Kupa

Maykop tepesinden çıkarılan en ilginç eserlerin başında bir gümüş kupa gelir. Bu gümüş kupanın üzerindeki motifler müthiş bir kompozisyon oluşturur. Bu ilginç kompozisyon, farklı konular ve figürler içermektedir. Bunların en büyüğü Kafkasya’nın coğrafi görünümüdür (Dünya’nın en eski haritalarından biri).

Harita, aynı zamanda bölgenin bitki örtüsünü ve bölgede yaşayan hayvanları göstermektedir.Bu kupanın ağız kısmı geniş, karın kısmı şişkindir. Ьir sıra halinde art arda dizilen dağlar vardır. Bunların en yükseği olan çatallıdır (Elbruz dağı). Dağların arasından iki ağaç ve art ayakları üzerine dikilmiş bir ayı görünüyor. 



Dağların zirvelerinden doğan iki ayrı ırmak var. (Terç-Kuban ırmakları) Bu iki ırmağın yatağı yılankavi bir şekilde dağdan denize doğru iniyor ve gümüş kupanın alt kısmında yuvarlak bir büyük suya katılıyor. Her iki ırmak kupanın kulp kısmından başlıyor. Gümüş kupanın göbeğinde Kafkasya’daki hayvanlar iki sıra halinde görünüyor. Birinci sırada bir at, bir kaplan,iki boğa simetrik bir şekilde yer alıyor. İkinci sırada ise dağ keçisi,yaban domuzu, dişi aslan ve yaban koçu var. Su kıyılarındaki yüzücü kuşların yanında başka bir kuş da aslanın tepesinde uçuyor.



Bronz Ayna-Takvim

1987’de Prof. Leskov tarafından Adıgey topraklarında yapılan kazılarda ortaya çıkarıldı. M.S. 1. yy’da yapıldığı kabul edilmektedir. Proto Adıgeler’e (Meotlar) aittir.

 

Bu esere her ne kadar ‘’Bronz Ayna’’ adı verilmişse de bir yüzü ayna, diğer yüzü takvimdir. Takvimin ortasında bir güneş sembolü vardı.Güneş’in çevresinde 12 köşe çizilmişti. Bu köşeler 12 ayı gösteriyordu. Bu 12 ayı çevreleyen ikinci dairede 3’erli 4 ayrı çizgi grubu vardı. Bu gruplar mevsimleri oluşturuyordu. Böylece herbiri 3 aydan oluşan 4 mevsimi simgeliyordu.

Bunların etrafında daire şeklinde sıralanan 9 adet simge vardı. Bu simgelerden şu ana kadar yalnızca 3 tanesi okunup anlamlandırılabildi. Spiral şeklinde olan iki tanesinden kulpa yakın olanı 21 Mart’ı, üst kısımda yer alanı ise 21 Aralık’ı göstermekteydi. İkisinin arasında yer alan alev simgesi ise Adige ritüelinde yer alan enerjinin simgesidir. Mafeşhatıh (Ateş sunma günü) gününün yer aldığı aydır. Bu günde kara (kötülüğün simgesi) bir tavuğu kurban etme geleneği vardı. Diğer simgelerin ise Adıge ritüelinin sembolleri olduğu kesindir. Fakat bunların neyi simgelediklerini -en azından şu an için- bilmiyoruz.

 
   
 
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=